SSDLC & Security Driven Software Development

Yazılım geliştirme yaşam döngüsü (SDLC), yazılımın başlangıcından sonuna kadar olan süreçlerin tümünü kapsar. Bu süreçte, yazılımın tasarımından kodlamasına, test edilmesinden dağıtımına kadar birçok önemli aşama yer alır. Ancak bu aşamalar, yazılımın güvenliğini ihmal etmek için uygun ortamlar sunabilir. Bu nedenle, SDLC güvenliği, yazılım geliştirme sürecinin her aşamasında güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlayan bir yaklaşımdır. SDLC güvenliği, yazılımın güvenli, dayanıklı ve potansiyel tehditlere karşı dirençli olmasını sağlamak için kritik bir faktördür.
SDLC Güvenliği Nedir?
SDLC güvenliği, yazılım geliştirme süreçlerinde güvenlik risklerini minimize etmek için entegre edilen bir dizi güvenlik uygulamasıdır. Bu, yazılım geliştirme sürecinin her aşamasında güvenlik önlemleri almayı ve bu önlemleri sürekli olarak gözden geçirmeyi içerir. SDLC güvenliği, yazılımın her aşamasında güvenliği ön planda tutarak, yazılımın her sürümünde güvenlik açıklarını ve zayıf noktalarını tespit etmek ve çözümlemek amacıyla uygulanır. Bu yaklaşım, yazılım geliştirme sürecinin başlangıcından sonuna kadar güvenliğin bir öncelik olmasını sağlar.
SDLC Güvenliğinin Önemi
SDLC güvenliği, yazılımın güvenliğini artırmak için önemlidir çünkü yazılım geliştirme süreçlerinde güvenlik zafiyetleri, yazılımın son kullanıcılarına ulaşmadan önce tespit edilmezse, büyük veri ihlallerine ve güvenlik tehditlerine yol açabilir. Güvenlik açıkları, yazılımın işlevselliğini bozabilir, kullanıcıların hassas verilerini riske atabilir ve hatta uygulamanın tam anlamıyla çalışmasını engelleyebilir. Ayrıca, SDLC güvenliği, yazılımın en güvenli ve sağlam şekilde geliştirilmesini sağlayarak, uzun vadede daha düşük bakım ve güvenlik maliyetlerine yol açar.
SDLC Güvenliğine Dahil Edilen Aşamalar
SDLC güvenliği, yazılım geliştirme yaşam döngüsünün her aşamasına entegre edilebilir. Bu aşamalar, yazılımın başlangıcından sonuna kadar güvenlik gereksinimlerinin belirlenmesini, tehdit modellerinin oluşturulmasını, güvenlik açıklarının tespit edilmesini ve yazılımın dış tehditlere karşı dayanıklı olmasını sağlamayı amaçlar. İşte SDLC güvenliğine dahil edilen bazı önemli aşamalar:
- Planlama Aşaması: Yazılım geliştirmeye başlamadan önce, güvenlik ihtiyaçlarının belirlenmesi gereklidir. Bu aşamada, yazılımın kullanılacağı ortam, potansiyel tehditler ve güvenlik gereksinimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Güvenlik stratejilerinin belirlenmesi ve güvenlik gereksinimlerinin yazılım geliştirme planına dahil edilmesi önemlidir.
- Tasarıma Güvenlik Entegre Edilmesi: Yazılım tasarımı aşamasında güvenlik, yazılımın mimarisine entegre edilmelidir. Bu aşama, uygulamanın güvenlik açıklarına karşı korunacak şekilde tasarlanmasını sağlar. Güvenli yazılım tasarımı, yazılımın dışa dönük saldırılara karşı dayanıklı olmasına yardımcı olur.
- Kodlama ve Geliştirme: Kodlama aşamasında, yazılım geliştiricilerinin güvenli kodlama standartlarına uyması önemlidir. Ayrıca, kodlama sırasında potansiyel güvenlik açıklarının oluşmasını engellemek için güvenlik odaklı yaklaşımlar benimsenmelidir. Güvenli kodlama uygulamaları, yazılımın güvenli olmasını sağlamak için kritik bir adımdır.
- Test Etme: Yazılım testleri, yazılımın güvenliğini test etmek için kullanılan bir aşamadır. SDLC güvenliği, testlerin her aşamasında güvenlik açıklarının tespit edilmesini sağlar. Hem statik hem de dinamik testler kullanılarak yazılımın güvenliği gözden geçirilmelidir. Bu testler, yazılımın dış tehditlere karşı ne kadar dayanıklı olduğunu değerlendirir.
- Dağıtım ve Bakım: Yazılım dağıtılmadan önce güvenlik testlerinin tamamlanması gereklidir. Ayrıca, yazılımın kullanıma sunulmasından sonra düzenli olarak güvenlik güncellemeleri yapılmalı ve potansiyel güvenlik açıkları izlenmelidir. SDLC güvenliği, yazılımın yaşam döngüsü boyunca sürekli olarak güvenliğinin sağlanmasını hedefler.
SDLC Güvenliği ile Risklerin Yönetilmesi
SDLC güvenliği, yazılım geliştirme sürecinde riskleri yönetmek için önemli bir araçtır. Güvenlik açıkları ve zayıf noktalar, yazılımın çalıştırılmasından önce tespit edilebilir ve ortadan kaldırılabilir. Bu sayede, yazılım geliştirme sürecindeki güvenlik riskleri minimize edilir. Ayrıca, SDLC güvenliği, yazılımın dış tehditlere karşı sürekli olarak korunmasını sağlar.
Tugay Siber Güvenlik ve SDLC Güvenliği
Tugay Siber Güvenlik olarak, yazılım geliştirme sürecinizin her aşamasında güvenliği sağlamak için SDLC güvenliği uygulamalarını entegre ediyoruz. Yazılımınızı geliştirmeye başlarken, güvenlik gereksinimlerini belirliyor, tasarımdan kodlamaya kadar her aşamada güvenlik önlemleri alıyor ve yazılımınızın her sürümünde güvenliği sürekli olarak test ediyoruz.
Sonuç
SDLC güvenliği, yazılım geliştirme süreçlerinin her aşamasında güvenlik önlemlerinin alınmasını sağlayarak yazılımın güvenliğini artırır. Güvenlik açıklarının erken tespit edilmesi, yazılımın dış tehditlere karşı korunmasını sağlar ve uzun vadede güvenli, sağlam yazılımlar geliştirilmesine yardımcı olur. Tugay Siber Güvenlik olarak, yazılımınızın her aşamasında güvenliği sağlamak için SDLC güvenliği uygulamalarını en etkili şekilde entegre ediyoruz.
SDLC Güvenliği Çözümleri İçin Bize Ulaşın
Sık Sorulan Sorular
SDLC Güvenliği (SSDLC) ve Security-Driven Software Development hakkında en çok sorulan sorular ve net yanıtlar.
SDLC güvenliği (SSDLC) nedir, klasik SDLC’den farkı nedir?
SDLC güvenliği (Secure Software Development Life Cycle – SSDLC), yazılım geliştirme yaşam döngüsünün her aşamasına güvenlik kontrollerinin sistematik olarak entegre edilmesini ifade eder. Klasik SDLC yaklaşımında güvenlik çoğu zaman geliştirme tamamlandıktan sonra, test veya canlıya çıkış öncesinde ele alınır. Bu, güvenliğin “sonradan eklenen” bir kontrol gibi görülmesine yol açar.
SSDLC’de güvenlik, bir “son adım” değil; sürecin ayrılmaz bir girdisidir. Gereksinim aşamasında güvenlik gereksinimleri tanımlanır, tasarımda tehditler modellenir, geliştirmede secure coding standartları ve otomatik analizler devreye alınır, testte dinamik doğrulamalar yapılır, dağıtım ve bakımda ise konfigürasyon güvenliği ve izleme süreklileştirilir.
Temel fark şudur: Klasik SDLC çoğu kurumda reaktif bir güvenlik yaklaşımına kayarken, SSDLC proaktif ve önleyici bir model sunar. Tugay Siber Güvenlik yaklaşımı, güvenliği yalnızca “bulgu üretmek” değil; riskleri erken aşamada azaltmak, tekrarlanabilir süreçler kurmak ve kurumun güvenlik olgunluğunu artırmak olarak ele alır.
Security-Driven Software Development ne anlama gelir?
Security-Driven Software Development, yazılımın işlevselliği kadar güvenliğinin de tasarım kararlarını yönlendirdiği geliştirme anlayışıdır. Bu yaklaşımda güvenlik; “kontrol listesi” gibi sonradan eklenen bir aşama değil, mimari seçimleri, entegrasyon kararlarını ve kodlama pratiklerini şekillendiren temel bir kriterdir.
Örneğin kimlik doğrulama/yetkilendirme modeli, veri saklama yaklaşımı, şifreleme stratejisi, API tasarımı ve logging politikası gibi kritik konular; geliştirme başladıktan sonra değil, daha en başta güvenlik hedefleriyle birlikte belirlenir. Böylece açıkların üretime taşınma olasılığı azalır, acil müdahale ihtiyacı düşer ve kurumun siber dayanıklılığı artar.
Tugay Siber Güvenlik, security-driven yaklaşımı yalnızca teknik bir uygulama olarak değil; ekiplerin aynı dili konuştuğu, sorumlulukların netleştiği ve otomasyonla sürdürülebilir hale gelen bir kurumsal süreç olarak konumlandırır.
SDLC’de güvenlik neden erken aşamada ele alınmalıdır?
Güvenlik açıklarının önemli bir bölümü, yazılımın erken aşamalarındaki tasarım ve geliştirme kararlarından kaynaklanır. Bu kararlar üretime taşındığında, düzeltme yalnızca kod değişikliği gerektirmez; mimari revizyon, veri modeli değişikliği, süreç güncellemesi ve operasyonel planlama da gerekebilir. Bu da maliyeti ve riski büyütür.
Güvenliği erken ele almak; riskleri henüz kod yazılmadan görmek, mimari seviyede doğru kontrolleri yerleştirmek ve hataları “en ucuz noktada” düzeltmek anlamına gelir. Ayrıca erken güvenlik, sadece “açık önleme” değil; regülasyon uyumu, müşteri güveni ve iş sürekliliği açısından da koruyucu bir etki yaratır.
Tugay Siber Güvenlik yaklaşımı, güvenliği test aşamasına sıkıştırmak yerine; geliştirme yaşam döngüsüne yayarak “yangın söndürme” ihtiyacını azaltmayı ve kontrollü risk yönetimi sağlamayı hedefler.
Shift-left security yaklaşımı nedir?
Shift-left security, güvenlik kontrollerinin ve testlerinin SDLC’nin ileri aşamalarından daha erken aşamalarına “kaydırılması”dır. Geleneksel yaklaşımlarda güvenlik testleri genellikle geliştirme bittikten sonra devreye girerken, shift-left modeli güvenliği analiz, tasarım ve geliştirme aşamalarına taşır.
Bu yaklaşımın pratik sonucu; geliştiricilerin yazdıkları kod için daha hızlı geri bildirim almasıdır. Otomatik statik analizler, bağımlılık taramaları ve güvenlik kapıları (security gates) ile riskli değişiklikler daha erken yakalanır. Böylece güvenlik “teslimatın önünde bir engel” olmaktan çıkar; teslimatın doğal bir parçası haline gelir.
Tugay Siber Güvenlik, shift-left uygulamalarını kurumun hızını düşürmeyecek şekilde planlar: otomasyon, doğru eşikler ve net sorumluluklarla güvenlik kontrollü biçimde sola taşınır.
SDLC’nin hangi aşamalarında hangi güvenlik kontrolleri uygulanır?
SSDLC’de güvenlik kontrolleri her aşamada farklı hedeflerle uygulanır. En doğru yaklaşım, kontrolleri aşama bazlı bir “güvenlik haritası”na dönüştürmektir:
Gereksinimler: güvenlik gereksinimleri, veri sınıflandırma, uyum (KVKK/GDPR vb.) hedefleri,
kabul kriterleri.
Tasarım/Mimari: threat modeling, güvenli mimari inceleme, güvenlik tasarım kararları
(authN/authZ, şifreleme, logging).
Geliştirme: secure coding standard, code review checklist, SAST, secret taraması.
Test: DAST, API güvenlik testleri, kötüye kullanım senaryoları, regression güvenlik testleri.
Dağıtım/Operasyon: güvenli konfigürasyon, IaC kontrolleri, security gate, izleme/alerting,
düzenli taramalar.
Tugay Siber Güvenlik, kurumun teknoloji yığını ve teslimat modeline göre bu kontrolleri “minimum etkili set” olarak başlatıp, olgunluk arttıkça kapsamı büyütür.
Güvenli yazılım geliştirme sürecine nereden başlanmalıdır?
En sağlıklı başlangıç, mevcut geliştirme akışının ve risk profilinin çıkarılmasıdır. Kurumlar genellikle SDLC’yi tamamen değiştirmez; güvenliği kademeli olarak entegre ederek hızlı kazanımlar elde eder. Bu nedenle ilk adım, “en kritik açıkların nerede üretildiğini” ve “hangi noktada en hızlı geri dönüş alınacağını” belirlemektir.
Pratik başlangıç sırası çoğu kurumda şöyle ilerler: (1) güvenlik gereksinimlerinin netleştirilmesi, (2) secure coding standartlarının ve temel eğitimlerin devreye alınması, (3) CI/CD içine SAST + SCA gibi otomatik kontrollerin eklenmesi, (4) kritik servislerde threat modeling ve mimari inceleme yapılması, (5) staging ortamda DAST ve güvenlik kapılarının uygulanması.
Tugay Siber Güvenlik, kurumun olgunluk seviyesine göre “yıkıp yeniden kurmadan” geçiş yapılmasını hedefler: hızlı başlangıç + sürdürülebilir büyüme.
SSDLC uygulamak için hangi roller ve sorumluluklar gerekir?
SSDLC, yalnızca güvenlik ekibinin yürüttüğü bir çalışma değildir; roller arası net sorumluluk paylaşımı gerekir. Tipik dağılım şöyledir:
Product/Business: güvenlik gereksinimleri ve risk iştahı, kabul kriterleri.
Mimarlar: güvenli mimari kararları, threat modeling çıktılarının tasarıma yansıtılması.
Geliştiriciler: secure coding, güvenlik odaklı code review, bulgu düzeltmeleri.
QA: güvenlik regresyon testleri, senaryo kapsamı, test verisi ve ortam doğrulaması.
DevOps/SRE: CI/CD güvenliği, security gate, secret yönetimi, konfigürasyon güvenliği.
AppSec/SecOps: standartlar, araç yönetimi, bulgu doğrulama/önceliklendirme, rehberlik.
Tugay Siber Güvenlik’in hedefi “herkesi güvenlikçi yapmak” değil; herkesin kendi rolünde güvenli teslimata katkı vermesini sağlayan net ve uygulanabilir bir model kurmaktır.
Threat Modeling nedir, hangi projelerde zorunludur?
Threat Modeling, bir uygulamanın potansiyel tehditlerini, saldırı yüzeylerini ve istismar senaryolarını sistematik şekilde analiz etme sürecidir. Amaç, “saldırgan bu sistemi nasıl kullanır/kötüye kullanır?” sorusunu tasarım aşamasında yanıtlayarak doğru kontrolleri en baştan yerleştirmektir.
Threat modeling özellikle şu tür projelerde kritik (çoğu kurumda zorunlu) hale gelir: kişisel veri işleyen uygulamalar, ödeme/finans süreçleri, B2C yüksek trafik platformları, dış dünyaya açık API’ler, kritik iş süreçlerini yöneten sistemler, çoklu entegrasyon içeren mimariler ve mikroservis yapıları.
Tugay Siber Güvenlik, threat modeling çıktısını yalnızca “doküman” olarak bırakmaz; aksiyonları mimariye, backlog’a ve test senaryolarına bağlayarak uygulanabilir hale getirir.
Secure Coding Standard nedir ve ekiplerde nasıl uygulanır?
Secure Coding Standard, geliştiricilerin uyması gereken güvenli kodlama kurallarını ve iyi uygulamaları tanımlar. Girdi doğrulama, çıktı kodlama, yetkilendirme kontrolü, kriptografi, hata yönetimi, logging, bağımlılık kullanımı ve secret yönetimi gibi başlıklarda “doğru yaklaşımı” standardize eder.
Standartların etkili olması için sadece PDF olarak yayınlanması yetmez. Ekiplerde sürdürülebilir uygulama için: (1) role göre eğitim (developer/lead/architect), (2) code review checklist, (3) CI/CD içinde otomatik kontroller (SAST/SCA/secret scan), (4) örnek kod parçaları ve hazır kütüphane/şablonlar, (5) ölçümleme ve geri bildirim döngüsü gerekir.
Tugay Siber Güvenlik, secure coding standard’ı kurumun teknoloji yığınına göre uyarlayıp, geliştiricinin günlük iş akışına “en az sürtünmeyle” entegre eder.
Kod inceleme (code review) sürecinde güvenlik nasıl sağlanır?
Güvenlik odaklı code review, yalnızca “kod çalışıyor mu?” sorusunu değil; “kod güvenli mi ve yanlış kullanım senaryolarına dayanıklı mı?” sorusunu da yanıtlar. Bu nedenle code review’de güvenlik kontrol listesi kritik rol oynar: yetkilendirme kontrolleri, input validation, output encoding, gizli veri loglama, kriptografi kullanımı ve hata mesajları gibi noktalar incelenir.
En iyi sonuç, manuel incelemeyi otomatik analizlerle desteklemekle alınır. Örneğin SAST bulguları, PR içinde görünür hale getirildiğinde reviewer “riskli satırı” doğrudan görür. Ayrıca kritik modüller için “iki kişi onayı” ve güvenlik sorumlusu/lead review gibi süreçler uygulanabilir.
Tugay Siber Güvenlik, code review sürecini kurumun hızını düşürmeden güçlendirmek için; doğru checklist, otomasyon ve net sorumluluk matrisiyle yaklaşır.
SAST nedir ve SDLC sürecine nasıl entegre edilir?
SAST (Static Application Security Testing), kaynak kod üzerinde yapılan statik güvenlik analizidir. Uygulama çalıştırılmadan; güvenli olmayan kod desenleri, zafiyet eğilimleri ve riskli veri akışları tespit edilmeye çalışılır. SAST’in avantajı, hataları “erken” ve “tekrarlanabilir” biçimde yakalamasıdır.
SDLC’ye entegrasyon genellikle iki katmanda yapılır: (1) geliştirici aşamasında lokal/IDE entegrasyonları ile hızlı geri bildirim, (2) CI/CD hattında her PR/merge’de otomatik tarama ve raporlama. Kurumlar olgunlaştıkça, SAST sonuçları security gate kriterlerine bağlanarak kritik bulgularda build’in durması sağlanabilir.
Tugay Siber Güvenlik, SAST entegrasyonunda yanlış pozitifleri azaltmayı ve geliştiricinin “aksiyon alabileceği” net çıktılar üretmeyi hedefler: önceliklendirme, açıklama ve öneri birlikte sunulur.
DAST nedir ve CI/CD hattında ne zaman çalıştırılmalıdır?
DAST (Dynamic Application Security Testing), uygulama çalışırken yapılan dinamik güvenlik testleridir. Gerçek istekler gönderilerek uygulamanın verdiği tepkiler analiz edilir; özellikle yetkilendirme akışları, oturum yönetimi, hata davranışı ve giriş/çıkış noktalarında sömürülebilir açıklar doğrulanabilir.
CI/CD hattında DAST, çoğunlukla staging/pre-prod ortamda, sürüm adayının doğrulanması amacıyla çalıştırılır. Her commit’te tam DAST koşmak pratik olmayabilir; bunun yerine nightly/haftalık taramalar veya kritik sürüm öncesi koşumlar planlanır. Kritik uçlar ve riskli değişiklikler için hedefli DAST senaryoları (smoke/security checks) geliştirme hızını korurken güvenlik görünürlüğünü artırır.
Tugay Siber Güvenlik, DAST’i “iş sürekliliğini etkilemeden” kurgular: kapsam, ortam, zamanlama ve eşikler kurumun teslimat modeline göre belirlenir.
Açık kaynak bağımlılık taraması (SCA) neden SDLC’nin parçasıdır?
Modern yazılımlar önemli ölçüde açık kaynak kütüphanelere ve üçüncü parti bileşenlere dayanır. Bu bileşenlerde ortaya çıkan güvenlik açıkları, sizin kodunuz “mükemmel” olsa bile uygulamanızı risk altına sokabilir. SCA (Software Composition Analysis), bağımlılıkların sürümlerini, bilinen zafiyetlerini ve lisans risklerini görünür kılar.
SCA’nın SDLC’ye entegre edilmesi, tedarik zinciri güvenliğinin temelidir. CI/CD’de otomatik SCA koşumları ile riskli bağımlılıkların üretime taşınması engellenebilir; ayrıca güncelleme planı, istisna yönetimi ve güvenli alternatif seçimi gibi süreçler standardize edilebilir.
Tugay Siber Güvenlik, SCA çıktısını “liste” olarak bırakmaz; risk önceliği, güncelleme stratejisi ve olası uyumsuzluk etkilerini kapsayan uygulanabilir bir aksiyon planına dönüştürür.
SBOM nedir, yazılım güvenliğine nasıl katkı sağlar?
SBOM (Software Bill of Materials), bir yazılımın içinde bulunan tüm bileşenlerin ve bağımlılıkların envanteridir. Hangi kütüphane hangi sürümde kullanılıyor, hangi bileşen nerede devreye giriyor sorularına net yanıt verir. Bu şeffaflık, tedarik zinciri güvenliğinin temel yapı taşlarından biridir.
SBOM’un en büyük katkısı, yeni bir zafiyet duyurulduğunda hızlı etki analizi yapılmasını sağlamasıdır: “Bizde bu bileşen var mı?”, “Hangi servislerde kullanılıyor?”, “Hangi sürüm riskli?” soruları dakikalar içinde yanıtlanabilir. Böylece güncelleme ve mitigasyon süreçleri hızlanır.
Tugay Siber Güvenlik, SBOM yaklaşımını SSDLC’ye entegre ederek kurumların bağımlılık görünürlüğünü artırmayı ve zafiyet yönetimini daha hızlı/ölçülebilir hale getirmeyi hedefler.
CI/CD süreçlerinde security gate nedir?
Security gate, CI/CD hattında belirlenen güvenlik kriterleri karşılanmadığında süreci durduran veya bir sonraki aşamaya geçişi engelleyen kontrol noktasıdır. Bu, riskli kodun veya riskli bağımlılıkların otomatik şekilde üretime taşınmasını engelleyen “koruyucu bariyer” görevi görür.
Security gate kriterleri; SAST bulgu şiddeti, SCA kritik zafiyetleri, secret sızıntısı, DAST doğrulanmış açıklar, konfigürasyon hataları veya belirli coverage/kalite eşikleri gibi ölçülebilir metriklere dayanabilir. Olgun kurumlarda bu eşikler ekiplerin hızını düşürmeyecek şekilde kademeli yükseltilir.
Tugay Siber Güvenlik, security gate tasarımında “geliştirme hızını korurken güvenliği yükseltme” prensibiyle ilerler: doğru eşikler, doğru istisna yönetimi ve doğru raporlama.
DevSecOps ile SSDLC arasındaki fark nedir?
SSDLC, yazılım yaşam döngüsünün tamamını kapsayan güvenli geliştirme çerçevesidir. DevSecOps ise güvenliği, DevOps pratikleri ve otomasyonları içine entegre ederek özellikle teslimat/operasyon tarafında güvenliği güçlendirmeyi hedefler.
Pratikte SSDLC “ne yapılacağını ve hangi aşamada yapılacağını” tanımlayan stratejik bir modeldir; DevSecOps ise bunun CI/CD, otomasyon, altyapı ve operasyon süreçlerinde nasıl uygulanacağını gösteren operasyonel yaklaşımdır. Bu nedenle DevSecOps, SSDLC’nin doğal bir uzantısı olarak konumlandırılabilir.
Tugay Siber Güvenlik, iki yaklaşımı birlikte ele alarak hem süreç (SSDLC) hem de otomasyon/operasyon (DevSecOps) tarafında tutarlı ve sürdürülebilir bir güvenlik modeli kurmayı hedefler.
SSDLC yazılım geliştirme hızını yavaşlatır mı?
Doğru kurgulandığında SSDLC geliştirme hızını yavaşlatmak zorunda değildir; aksine uzun vadede hızlandırır. Çünkü güvenlik açıklarını üretimde bulup acil düzeltmek; planlı geliştirmeden daha pahalı, daha stresli ve daha yıkıcıdır. SSDLC, hataları erken yakalayarak son dakika krizlerini ve geri dönüşleri azaltır.
Buradaki kritik nokta, güvenliği manuel ve ağır bir süreç olarak değil; otomasyon, net standartlar ve doğru eşikler ile yönetmektir. Örneğin her commit’te ağır DAST yerine hedefli kontroller, SAST/SCA gibi otomatik taramalar ve kademeli security gate yaklaşımı; hem hız hem güvenlik sağlar.
Tugay Siber Güvenlik, SSDLC geçişini “hızdan ödün vermeden olgunluk artırma” hedefiyle kademeli tasarlar: önce hızlı kazanımlar, sonra ölçülebilir ve sürdürülebilir iyileştirme.
SSDLC’nin kurumlar için maliyeti ve faydası nedir?
SSDLC’nin maliyeti; süreç tasarımı, eğitimler, otomasyon araçları, CI/CD entegrasyonları ve danışmanlık gibi kalemlerden oluşur. Ancak bu maliyet, üretim ortamında yaşanabilecek bir güvenlik ihlalinin maliyetiyle karşılaştırıldığında çoğu zaman daha düşüktür. Çünkü üretimdeki bir açık; kesinti, veri kaybı, itibar zedelenmesi, müşteri kaybı ve uyum/yasal riskleri beraberinde getirebilir.
SSDLC’nin faydası yalnızca “daha az açık” değildir: daha öngörülebilir teslimat, daha az acil müdahale, daha hızlı zafiyet giderimi (MTTR), daha tutarlı kod kalitesi ve denetimlere hazırlık gibi kurumsal kazanımlar sağlar. Ayrıca güvenlik kültürü geliştiği için aynı hataların tekrar etme olasılığı düşer.
Tugay Siber Güvenlik yaklaşımı, maliyeti yönetilebilir kılmayı hedefler: minimum etkili kontrol seti ile başlamak, otomasyonla sürdürülebilirlik sağlamak ve olgunluk arttıkça kapsamı büyütmek.